Gezginfest 2018'de Neler Yaşadık ?

Updated: Feb 25, 2019


Gezginfest 2018’in reklamlarını gördüğümüz anda mutluluktan havalara uçtuk diyebiliriz. Daha önce katıldığımız festivaller bir akşam boyunca üç dört farklı sanatçının performans sergilediği ama sadece 1 tanesinin dinlemeye değer olduğu etkinliklerdi. Bu festival ise tam müzik cümbüşü olacak ve dört gece sürecek, kaçar mı bu fırsat tabii ki kaçmaz diyerek çıktığı gibi Love+ bileti satın aldık ve heyecanlı bekleyiş başladı. Bu bilet iki kişi için giriş, tüm konser ve atölye etkinliklerinden faydalanma ve çadırımızla konaklama imkanı sunuyor.



Erken seçimler dolayısıyla bir kez tarih değişikliği yaşayan festival 26-29 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşti. 26’sında, Perşembe akşamı, festival alanına motosikletimiz ile giriş yaptık. Festival boyunca kullanılabilir şekilde otopark ücretimizi (motosikletler için 20 TL, araçlar için 50 TL) ödedikten sonra zifiri karanlık otopark içinde, en kıyı köşedeki motosikletlerin yanına park etmemiz istendi. Ancak motosikletten anlamayan insanlar olduğunu ilk dakikada çözdük çünkü bize ayrılan kısım çok yumuşak kum ve gün içinde yağan yağmur ile çamura dönmüştü. Motosikletin devrilmemesi için sağdan soldan taş aramaya koyulduk. Motorumuzu sabitledikten sonra tüm eşyalarımızı sırtlanarak girişe yöneldik.

Girişte kimi insanlar aşırı kontrolden rahatsız olmuşlar ancak bizim şansımıza çok incelemeden geçirdiler (Bu iyi bir şey mi, emin değilim tabii :) . Kapıdaki gönüllü arkadaşlar da güvenlik görevlileri de gayet kibar ve yönlendiriciydiler.



Çadır alanına yöneldik. Çoktan büyük bir kalabalık oluşmuştu bile. Çamur üzerine dip dibe kurulan çadırlardan birinin yanına kurulduk, eşyalarımızı boşalttık ve alternatif sahneye yöneldik.

Sahnede 'Shantel' efsanesi esiyordu, onu da 'Deeperise' takip etti.



Bu sırada Android kullanıcısı olarak düzenli bir şekilde Gezginfest uygulamasını takip ediyorduk, ancak cüzdan bölümü android için henüz tamamlanmamıştı. Buna istinaden 3 TL kart bedeli vererek içine para yükleyip yeme-içme alanlarında kullanabileceğimiz (!) bir kart satın aldık. Aldığımız bu kart ile yemek reyonuna gittiğimizde, bu kartın geçmediğini jeton almamız gerektiğini söylediler. Gittik jeton kuyruğuna girdik, 1 J = 5 TL gibi bir fiyatlandırma ile biraz jeton aldık, yemek sırasına girdik. Bir sıradan çıkıyoruz, en az 20 dk. diğerinde bekliyoruz. Haliyle tepemiz attı. Çevremizdeki herkes daha ilk günden festivali terk etme konuşmalarına başladı ki çok haklı sebepleri varmış sonradan anladık. Yemek aldık, bir de bira içelim dedik, ''Kasadan bilet almanız lazım'' dediler, ''jetonumuz var'' dedik, ''o burada geçmiyor'' dediklerinde, biz de artık sinir stres sahibi festivalzedeler arasındaydık. Uzun bir kuyruk sonrasında biramızı aldığımızda artık eğlenecek enerjimiz kalmamıştı. Tuvalete uğrayıp çadıra geçelim dinlenelim bari yarın daha güzel geçsin dedik ama pek mümkün görünmüyor. Tuvaletlerin önünde upuzun bir sıra bizleri bekliyor, tuvaletler leş, su akmıyor, ışık yok, ortalık çamur gölü…




Ertesi sabah saat 08:00’da çadırımızın tepesinde cayır cayır yakan güneşin etkisi ile mecburen uyandık. Doğrudan sahile inelim bir şemsiye bir şezlong bir şey bulalım da keyfimiz yerine gelsin dedik. Maalesef şemsiye sayısı o kadar azdı ki sabah 08:30’da biz yer bulamadığımız gibi bir çok insan çoktan güneşin altında kalmıştı. Neyse kahvaltı yapalım kendimize gelelim dedik, cidden abartı bir sıra vardı. Dandik kahvaltı tabağına 20 TL gibi bir rakam istiyorlardı, gözleme ise dışarıda yediklerimin dörtte biri boyutunda ve dondurulmuş bir ürün olmasına rağmen 10 TL idi. En azından sıcak bir şeyler yemiş olalım diye gözleme sırasına Arzu’yu bırakıp jeton sırasına girdim ama sıra bitecek gibi değil, tek gişe çalışıyor. Beklerken bir kişi gelip nakit sırası açıyorum sıradan gelin dedi, çok az kişi yönelince ben de karttaki parayı nasılsa bitireceğiz bari sıra beklememiş olurum diye hızlı bir şekilde jetonları aldım. İnsanlara daha hızlı hizmet sözü verilen uygulama daha ilk gününden patladı anlayacağınız. Karnımızı doyuramayacak kadar küçük olan gözlemeleri tükettikten sonra festivalin tek gölge alanı olan bölgede sandalyelerimizi kurup kitap okumaya başladık. Hiçbir etkinlik olmadığı için tüm insanlar kendini buraya atmıştı. Saate bakıyorum 10 bile olmamış, bu şekilde akşam olmaz derken arkadaşlarımız Başak ve Rahman’ı (@700binkm) gördük. Onlar vasıtasıyla Hazar ve Tuna (@gezginkafalar) ile tanıştık. Muhabbet sohbet derken biraz vakit geçmeye başladı. Gün içerisinde çadırdan bir şeyler almak için çadırımıza gittik. Arzu iki dk. çadıra girdi ve kan ter içinde çıktı. Tüm gün kavurucu güneş altında kalan çadıra girmek artık mümkün olmuyordu.






Arkadaşlarımız sayesinde akşama kadar oyalandık, akşam konser saati gelince de sahildeki ana sahneyi uzaktan görecek bir konuma yerleştik. Biz yerleşmeye çalışırken sahnede 'Luxus' vardı. Yaklaşık 10 yıl önce canlı izleme şansı bulduğumuz bu grubu çok severiz, yine çok eğlendirici bir performans sergilediler. Sonrasında bizim bu sene keşfettiğimiz resmen sahne şovunun hakkını veren, eğlenmeyi ve eğlendirmeyi bilen 'Necati ve Saykolar' sahne aldı. 'Kurtalan Ekspres' sahneye çıktığı anda, biz iki arkadaşımızla buluşup başını kaçırdık ancak sonradan dinlediğimiz kadarıyla bile müzik ziyafetiydi, kuruluşundan bugüne kadar içinde olan Ahmet Güvenç konuşmasıyla, duruşuyla gerçek sanatçı nasıl olunuru gösterdi. Sonrasında bizim müziğinden bir şey anlamadığımız ve festivale yakıştıramadığımız 'Emir Can İğrek' sahne aldı ki biz bu sırada temel ihtiyaçlarımızı gördük. Müzik ziyafeti o kadar harika ki bir saniyesini bile kaçırmak istemiyorsunuz. Bizim için kısa bir aradan sonra sahnede devleşerek, yaptığı danslarla kan ter içinde kalıp, sahnenin hakkını veren 'Melek Mosso’yu hayran hayran izledik. Ardından daha sakin bir performansla 'Manuş Baba' çıktı. Gecenin sonu, bizim gibi şarkıları ile büyümüş olan bir topluluğu coşturmak üzere, Haluk Levent sahnedeydi. Acaba yaşlanmış mı derken bir baktık sahneden atlıyor, herkesi kucaklıyor, selfieler storyler havada uçuşuyor, bir anda sahneye zıplıyor bizi koparıyor. Anlayacağınız harika bir gece ile günü sonlandırırken etrafımıza bakınmaya başladık ki, her taraf plastik çöp dolu, kimse yediğini içtiğini toplamadan dağılıp gitmiş. Önce kendi çöplerimizi sonrada yolumuz üzerinde toplayabildiklerimizi alarak konteynera atıp çadırımıza geçtik.




Bu sabah alarmı saat 07:00’ a kurmuştum, gözlerimi açamıyordum ama bir şekilde kalkıp sahile gitmeliydim 😊 Arzu hazırlanırken ben yüzümü bile yıkamadan gittiğim sahilde bir de ne göreyim, herkes ikişer üçer şemsiye kapmış. Birkaç kişi ile kavga gürültü bir şemsiye buldum, iki şezlong çektim ve gergin bir şekilde devam eden şemsiye savaşlarını izlemeye başladım. Arzu gelince nöbeti ona teslim edip, kahvaltılık bir şeyler almaya gittim. Bugün simit gelmiş, ohh be karnımız doydu en azından derken, 1 simit = 1J (yani 5 TL) yazısını gördüm ve tekrar gözlemeye yöneldim. Yine aç kaldık anlayacağınız ☹ Yolda milletin şarj karavanının önünde sıra olduğunu gördüm. Ücretlerine bakmak aklıma gelmedi açıkçası, bilen birileri yorum kısmına yazarsa sevinirim. Biz elektrik işimizi güneş enerjili şarj sistemi ile çözdük. Amerika’dan getirttiğimiz bu ürünü her kampa gidişimizde yanımızda taşırız ancak hiç bu kadar kullanmamıştık desem yeridir 😊 Gün içinde biraz kahve keyfi yaparak, kitap okuyarak vakit geçirdik. Belirtmeden geçemeyeceğim, kahve bölümü fiyat konusunda en düzgün çalışan bölümlerden biriydi. Kahveler 7 - 8 TL skalasında yer alıyordu ki, Starbucks kültürünü iyice özümsemiş insanlar olarak bu fiyatları kabullenmiş durumdayız. Gün içinde tuvalet kullanmak için karavanlara geçtim ancak vidanjör gelmiş hepsi kapalıydı. Temizlenenleri açın bari dememize rağmen, yok kablosu ucu ucunaymış, vidanjör işini bitirene kadar açamazlarmış, ellerinden bir şey gelmezmişler içinde 5 dkya açılıyor yalanları ile 40 dk. tuvalet sırası bekledik ve hiç güneşlenmeden omuzlarımdan ikinci derece yanık oldum. Çok yanıyorum, bir duş alayım dedim, sadece 4 tane suyu akan duşun başında (2 tanesi damla damla) yüzlerce insan sıra olmuştu. 2 dk’lık soğuk su ile duş alabilmek adına uzun bir kuyruğu ve daha gün içindeki bir sürü şeyi daha atlatıp akşamı ettik.




'Sena Şener’ in neşeli sesi ile başladık konserlere, düne göre daha kalabalık ve gürültülü maalesef. Sonrasında çıkan 'Yüzyüzeyken Konuşuruz' un performansı sırasında yer değiştirmekle meşguldük. Biz yerimizi aldığımızda sahneyi 'Ezhel' aldı ve kalabalık çılgına döndü, Ezhel sahnede millet kumsalda deliye dönmüştü resmen. Biz şarkılarını çok bilmesek de herkes ezbere söylüyordu. Gözlemimle, yeni Ceza olmuş bu adam dedim 😊 Sonra Arzu’nun çok sevdiği 'Cem Adrian' çıktı ve bize daha çok hitap eden şarkılarını söylerken, bir anda Ezhel’in Geceler şarkısını söylemeye başladı, sahneye Ezhel attı kendini ve düete başladılar. Kalabalık yine çılgına döndü, derken yılların cool’u 'Teoman' geldi ve bizim kelimesi kelimesine ezberlediğimiz tüm şarkılarını söyledi, bizi mest etti ve gitti 😊 Sonrasında yine tüm alan çöp, onları topla, tuvalet sırası bekle, çadıra geç, uyu.




Akşamdan karar almıştık sabah kalkar kalkmaz çadırı toplayıp eve gidiyoruz. Festival ile ev arası motosikletle max. 1 saat. Eşyaları bırakıp, duş alıp, dinlenip akşam konserlere yetişeceğiz. Sabah güneşin kavurucu sıcağı ile uyandık, çadırın içinde 30 dk’da kan ter içinde kalarak eşyalarımızı topladık ve yola çıktık. Eve girmemizle yorgunluğumuzu hissetmemiz bir oldu. Duş alıp karnımızı doyurup kendimizi yatağa attık ve yaklaşık bir dört saat kesintisiz uymuşuz. Tekrar hazırlanıp motosiklet ile festival alanına geçtik ki can sıkıcı bir otopark girişi ile karşılaştık. Araçta tek kişi olacakmış, Jandarma emriymiş. OK, güzel de, motosiklet kıyafetlerimiz bir kişinin motosikleti kullanırken taşıyabileceği kadar değil ve çantalarımız da dolu dememize rağmen ''elimizden bir şey gelmez'' dediler. Bir şekilde güvenli olmayan sürüş yöntemleri ile elimde kaskla falan ilerliyorum, 50m ileride durdurup ''çantalara bakacağız'' dediler. Tepem attı, elim kolum dolu, motosiklet kıyafetleri içinde, tepede güneşin sıcağı ile kan ter içinde kalmışım, ''Neden 50 m. geride zaten durdurulmuşken yapmıyorsunuz, tek seferde ikisini de aradan çıkarsanız'' dedim, ''Elimizden bir şey gelmez'' dediler. Festivalin özeti bu diyebiliriz, herkes görevli ama nedense kimsenin sorumluluk alabilecek yetkisi yok. Güvenlik kontrolünden geçerek alana girdik, Alperen ve Gizem de (@yolumuzunustu) oradalarmış. Onlarla tanışıp sohbet etme imkanı bulduk. Onlar erken ayrıldılar, biz de konser alanına geçtik.




'Sattas' ile keyifli bir akşam başladı. Peşinden Can Gox Anonsu yaptılar, arkada Can Gox ismi var ancak sahneye 'Eda Baba' çıktı. Kendisini çok seven bir arkadaşımız bahsetmişti bize Eda Baba’dan, biz de çok sevdik açıkçası 😊 Bu arada hiçbir konser zamanında başlamıyor ona alıştık da, saat 19:55’te çıkması gereken 'Can Gox' 22:50 gibi çıktı. Acayip sesi ile bizi büyüledi. Peşinden gelen bize çok hitap etmeyen ve bizce festivale yakışmayan 'Gazapizm' çıktı. Ses kontrolleri, bitmek bilmeyen ego dolu konuşmaları ile hayatımızın geri döndürülemez sanırım 90 dk.dan fazlasını çaldı. Tamam artık Oğuzhan geliyor derken 'Feridun Düzağaç' çıktı ve ilk şarkı sonrası Oğuzhan’a sırasını verdiği için teşekkür etti ve bizim bildiğimiz tonlarda okumaya devam etti. Saat oldu 01:45. Oğuzhan Uğur çıktı çıkıyor, 2 dk, saniyeler derken 15-20 dk. geçti. 'Oğuzhan' çıktığında ise, eğlenceli şarkıları ve ağırlıklı Ankara havaları ile bir düğündeymişçesine eğlendirdi bizi. Saat 03:00 olduğunda, eğlenceli ama yorucu bu son akşam da, festival ile birlikte sona ermişti.




Gözlemlerimiz :

* Adı GEZGİNfest olsa da katılanların bize göre %2-3’ ü gezgin kafasında insanlardı, geri kalanlar genel olarak libidosu yüksek gençler ve sorumsuzca eğlenmenin peşindelerdi.

* Biz paso içeride yemeye çalıştık ancak millet gayet dışarda karnını doyurmuş. Bundan sonra kimse bu tarz bir festivalde önce düşük rakamlarla fiyat açıklayıp sonrasında kafasına göre değiştirip elimizden bir şey gelmez demesin.

* Temizlik konusunda, para kazanmadıkları için en düşük ilgiyi bu alan göstermişler diye düşünüyoruz çünkü festival alanında bir tane düzgün akan çeşme yoktu. Tuvaletler çok pisti (tabi bunda insanlarında suçu çok), alandaki kitleye yeterli gelmedi için çok çabuk doldular, vidanjör gelene kadar insanlar sıcağın altında dakikalarda temizlenmesini ve açılmasını beklediler. Bunlar da yetmezmiş gibi tüm tuvaletlerin kapatıldığı ve tuvaletsiz kaldığımız zamanlarda oldu. Duşlar çok yetersizdi ve adam akıllı su akmıyordu. İlk günden itibaren her yerde çöp vardı. Burada da suç insanlarımızda olmakla birlikte yine de çöp kutuları-poşetleri çok yetersizdi ve çöp toplayan çok az görevli vardı.

* Sıcağın altında kavrulan insanlar 2 TL’ ye su alarak serinlemeye çalıştı. Bu konu da @dimes.tr imdadımıza yetişti. Açmış olduğu stanttan dağıttığı bedava kutu meyve suyu ve soğuk çaylar ile, gün içerisinde bizi az da olsa serinletti :) Bu bir reklam değil minnettir, buradan kendilerine sevgiler :D

* Konaklama konusunda, bu deneyimden sonra, bir daha hayatta çadır seçeneği ile festivale katılmayız. Gün içinde evimizde serin serin dinlenir, akşam konserlere geliriz.

* Sözde görevlilerin çoğu, ne zaman görsek eğlence peşindeydi, ne sorsak bilgileri olmadığını, şikayetlerimizde de yetkileri olmadığını söylediler, görev sorumluluk bilinci yok gibiydi, ne yaptıklarını tam anlayamadık.

* Yemeklerin pahalı olduğundan zaten söz etmiştik, yetersizliği de söz konusuydu. Katılımcı sayısına göre çok az yemek standı vardı. Ayrıca 160 çeşit yemek diye bir vaadleri vardı, o 160 çeşit neredeydi biz göremedik. Hadi 160 çeşit yemek vaadini tutturamadınız bari mevcut yemek standlarından bir kaç farklı yere daha koysaydınız. Hem insanların ihtiyaçları görülür hem de standlar daha çok iş yapabilirdi çünkü çoğu insan o uzun sıralara girmemek için aç kalmayı ya da dışarı çıkmayı göze aldı.

* Vegan arkadaşlarımız için durum daha da kötüydü, içeride vegan hamburger dışında yiyebilecekleri bir şey yoktu. 3 gün içeride kaldıklarını düşünürsek 9 öğün vegan hamburger bir seçenek olmaktan çıkıyor maalesef. Onlar için de, en basitinden, bir makarna standı kurularak, iki - üç farklı makarna çeşidi haşlanıp, farklı soslar ile satılabilirdi.

* Sıcağın ortasında bir tane bile dondurma satan yer yoktu işin ilginci, bir çok yere ambalajlı hazır dondurmaların olduğu dondurma dolapları konulabilirdi.

* Genel olarak baktığımızda, maalesef olay sadece bira için hamburger yiyin ile sınırlı kalmış gibiydi.

* Hayvanseverler yanlarında dostları ile gelmişlerdi alana, gözlemlediğimiz kadarıyla kendi mama ve suları ile idare ettiler ancak arkadaşlarımız içeri kadar araçları ile girmişlerdi, aracı içeri alamayan arkadaşlar ne yaptılar bilemiyoruz, mama ve su vaadleri vardı, biz ortalıkta göremedik ama umarız bu vaad yerine getirilmiştir.

* Engelli az sayıda insan gördük ancak hiç onlara uygun bir alan göremedik. Tuvalete, ortak alanlara girişler hep merdivenliydi, rampa göremedim, kumsala girebilmeleri adına bir çalışma zaten yoktu. Onlar nasıl idare ettiler, bizim göremediğimiz şeyler mi vardı, yaşayan ya da şahit olan var ise yorumlara yazarsa seviniriz.

* Gün içerisinde atölyeler yapılacak dendi ancak güneşin altına dizilen standlardaki bu etkinliklere hem sıcağın etkisi hem de duyuruların yetersizliğinden (atölyelerin saatleri app.te yazanlardan farklı gerçekleşti, bu nedenle duyuruya gerek vardı) katılım olmadı ya da çok az oldu. Katılımın az olması da iyi oldu çünkü olan atölyeler de çok kısıtlı ekipman getirmişlerdi, çoğu açılır açılmaz 10 - 15 arası olan kontenjanlarını doldurup, şu saatte gelin şeklinde geçiştirdiler. Belirtilen saatte gittiğimizde de yarın gelin doldu yada kapattık dediler.







Özetle; çok büyük vaadler verildiği için büyük umutlar ile gittiğimiz bu seneki festival, konserler dışında, organizasyon bizim için sınıfta kaldı diyebiliriz. Konserleri ayrı tutuyorum çünkü konserler gecikmeler dışında kesinlikle harikaydı :)

Seneye gider miyiz? İyileştirmeler yapılır, tarihler bize uyar ve benzer bir Line Up olursa kesinlikle gideriz, tabi artık kampsız (sütten ağzımız yanınca :)

Bir sonrakinde tüm aksiliklerin giderilebilmesi ve daha fazla önlem alınması dileğiyle... Böyle festivallere ihtiyacımız var ;)

Bu arada, sizler neler yaşadınız merak ediyor ve sizin de yorumlarınızı bekliyoruz.

Sevgiyle kalın ...


#gezginfest #Gezginfest #gezginfest2018 #2018gezginfest #gezginfestrezaletii #festival #interrailtürkiye #interrailrezaleti #organizasyonsıkıntısı #gezginfestçöp #kilyosbigbeach #gezginfesthakkında #gezginfestyorumları

8 views

Seyahat etmeyi seven bir çiftin sıradan/sıradışı maceraları

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde 2008 yılında başlayan arkadaşlığımız, sevgimiz günümüze kadar süre geldi. Bu süre içinde gerek yurtiçi gerekse yurtdışı birçok noktaya seyahat fırsatımız oldu. En güzel anılarımızı bu seyahatlerde yaşadığımızı ve hayatın da hızlı akışından dolayı birçok şeyi gün geçtikçe unuttuğumuzu farkedince bu blog kaçınılmaz oldu…

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black YouTube Icon